Duygular, bazılarını adlandırabildiğimiz bazılarını ise hiçbir olguyla bağdaştıramadığımız his tanecikleriydi ya da sadece düşüncelerden ibaretti. Doğurgan bir dişi gibi her olayın üstüne gebe kalan ve çok sevimli çocuklar dünyaya getiren ya da toprak gibi her an dibinden bir ot, bir ağaç, bir çiçek yetiştiren üstün bir ruhtu duygular. Her çocuğun ya da her çiçeğin görüntüsü, anlamı, fıtratı ve karakteri farklıydı. Mesela huzur, pespembe bir açelyaydı gören herkesi kendine gıpta ettiren ama elde edildiğinde değerinin anlaşılamadığı, gündelik hayatta kendini farkettirmeyen köşe bitkisiydi.
Nefret, bir gül gibiydi uzaktan, göz alıcı ve tüm cazibesiyle kendine bağlayan asalet abidesiydi. Fakat bunlar sadece uzaktan böyleydi ne kadar yaklaşır ve tutunursan sana o kadar zarar verir ve canını yakardı, nankördü daha doğrusu kaktüs gibiydi. Kaktüsler tüm sevimsizliğine rağmen kendine bir sevgili bulan ve kendine yıllarca bakan o sevgiliye sadece bir gün çiçeğini açan ve hemen sonra solan aldatıcı bitkilerdi.Yere düşen yaprağı izleyen,cırcır böceğinin sesinden rahatsız olmayan,hamağa kurulup gökyüzünü izleyen,geceleri ateş başı keyif yapıp içtiğinden keyif alan insan ne çaresizdir ne de yalnız.O sadece bulunduğu ortamın tadını çıkarmaya bakar.O anın kıymetini bilir.Sen nerede isen orayı güzelleştir.Çünkü sen ordasın.Kendini cezalandırma.Bunun kimseye faydası yok.Kendi yıpratmanla kalırsın sadece.Kararlar doğru veya yanlış değildir.Sen sana göre en iyisini seç.Ol olacaksan bencil.Kime göre neye göre.Olsana sen önce kendin mutlu.Saygısızlık yapmadıkça.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder