10 Aralık 2017 Pazar

Dipnot

Bir gece kendi içinizde yürüyün.Ne kadar çok yürürseniz kendi kafanızın içinde,gerçek hayatta da o kadar yol kat etmişsinizdir.Elbet o yürüyüş son bulacak.Ta ki kafanın içinde birisine rastlayana dek.Etraftakiler kadar,hayatına aldığın kişiler kadar yol kat edebilirsin.Zihninde onlar hep karşına çıkacak ve başka şeyler düşünmene engel olacak.Oyalayan herşey engeldir unutma.Tahmin edilebilir herşeyin sıkıcı olduğu gibi.. Herkesin içinde bir yerde üzerinde "benimle en fazla buraya kadar ileri gidebilirsin" yazan demir bir plakayla sıra sıra çiviler vardır.Ama önce o çivileri sağlam çaktın mı bunu düşün.. Kimliğini ötekinin arzusuna göre inşa eden konumu ne olursa olsun köledirZaten o kişiler zamanında gücüne gittiği için dönmeyeceklerdir.Bu çağ: unutmanın, alışmanın, hiçbir şey yapamamaktan utanmanın çağı, sanki hiç geçmeyecek.

En materyalist en pozitivist bir insanın bile başından kendine bile tam olarak ne olduğunu açıklayamadığı gizemli bir olay geçmiştir.Kendimize bile açıklayamadığımız bir hayatı yaşayarak kimselere de anlatamadığımız duygular hissediyoruz.Birinin ayıbı sizinkini örtmediği gibi mutsuzluğu da sizi mutlu kılmıyor, tek yaptığınız kendi çukurunuza başkalarını çekip omuzlarını basamak olarak kullanmaya çalışmak.


Gelecek tahmin edilemez,tasarlanır ve yaşanır.Evet, bundan sonrası da böyle geçecek, diyerek devam ediyorum hayatıma. Bu cevabı veremediğinizde ya büyük sorunlar sizi bekliyor oluyor ya da ağır bir bunalımla çırpınıyorsunuz. Aslında yalnızlık tek başına yaşama halini benimsemişlik değil duygusal bağ kurmama yetkisi.Geçmişe bütün saygısını, geleceğe ise bütün inancını ya da umudunu yitirmiş bir kuşağa, daha doğrusu bu kuşağın bir parçasına aidiz.Birimizin bu parçadan kopması lazım.Kinden, hasetten doğan yaralı cümleler ve soytarı gülümseyişini bırakmalıyız önce. Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz..Nazik olmalıyız.Herkes şiddetli bir koşuşturmanın içinde.Ve okur;Haklı olmak ve nazik olmak arasında seçim yapmak zorunda kalırsan nazik olmayı seç..

30 Ekim 2017 Pazartesi

Hafifle

Perili evlerin içinde saklanan güzelliklerin gizemini anlamak kadar çarpıcı bir hikaye olurmuş bazen düşünmek
Kalp hücreleri aynı anda atmak istedikleri zaman aklın iradesine alamadığı bir bilinmezlikten insana bir şeyler fısıldanırmış
Ve senden bir tane daha olmasını istediğin insanın toprağına denizlerden gelen tuzun ve suyun acısı özlemek için okuduğun şiirin adı olurmuş.Kendini yaşayabileceğin bir ruh ararsın.Kendin olabileceğin...Değişmemelisin hiç birşeyle; bir bardak su içmenin mutluluğunu.

Uzan bir kez sıcak kuma.Kum tanesi gibi,bir yaprak gibi,bir taş gibi,bir kuş gibi dinlen.
Kim olduğu hatırla.Ama ne zaman kim olduğumuzu hatırlamak istesek başkaları gelir aklımıza.Çünkü etrafındakiler kadar yol kat edebilirsin.İşte o kat edebildiğin yol seni oluşturur.Bir küçük menfaat yeter hayatınızdaki duruşları..İnsanların artık yüzü iki değil çıkarına dönük!
İçindekilerden başka hayatın yok ve gerçekler insanın istemediğini uzağında istediğini aklında tuttuğu her şeydir.

İnsan insana bişeyler mi katar yoksa bırakır mı? Uzun uzun düşün.Hangisi daha olumlu.Karar veremedin di mi?Bu ayrımın farkına vardığında hayatındaki bütün insanları gözden geçirecek ve sadeleşeceksin.Hafifleyeceksin.Zamanla...

Göremiyosanız,duyamıyorsanız değiştirin,Duya duya seyredin,göre göre dinleyin.Ne yap ne et farkına var artık.Gerçeklik ile geçiciliğin! Farkında mısın mecbur kalmadıkça sorumluluk almadığının? Ve çok şey kaçırdığının..

11 Ekim 2017 Çarşamba

Tükenme

İçimdeki kuşlara kanat oluyor,hepsi bir anda uçmaya başlıyor.Solan çiçekler bile açıyor.Gökyüzünden mavi, bulutlardan beyaz, yıldızlardan ışıltılı. Berrak, sade, gerçek ve nefes.Diye düşünürsünüz,hiç bitmeyecek gibi bütün güveninizi sevginizini onda sığdırırsınız.Ve bir gün bittiğinde daha kimseyi böylesine sevemeyeceğinizi,böylesine bağlanamayacağınızı sanarsınız...Daha ben kimseye güvenemem,daha kimseye aşık olamam,daha kimse için uğraşmam.... Dersiniz ve bütün kapılara,yeni umutlara kapatırsınız kendinizi.
Peki farkında mısın? Sahici olan şey hayatın ve onun sadece tek seferlik oluşu.Dünyaya bir kere geliyorken kendini böylesine cezalandırmanın anlamı ne? Aslında sende biliyorsun.Belki bir kaç ay belki bir kaç yıl sonra bu düşüncelerine gülüp utanacağını ve pişman olacağını.Geriye dönüp çok fazla vakit kaybettiğini göreceksin.Olmayacak şeylere gerekmeyen değer vererek.O geçen bütün zamanlarda ya seni dünyanın en mutlu insanı yapacak kişiyi de kaybettiysen.Ya da dostluğu...
Hani derler ya bu insanların birbirleri ile derdi ne.Neden herkes birbirinin hayatına karışır,karışmakla kalmaz mahveder.Kimse kimseyi olduğu gibi kabul etmez bir şekilde müdahale etme gereksinimi hisseder ve bu iğrenç bir şey.Dur ve düşün.Aslında onlardan önce sen kendine bunu yapıyorsun.Herkes gibi.Aldın bir insanı hayatının orta noktası yaptın ve aslında hiç orda olmayan birisi ile yıllardır kendini yaşayamadın.
Kapıyı aç bulutlar girsin. Gülmeyi bilen çocuklar geldi.Ama sen onları kovdun.Kovma.Tükenme!
İnsanlara daha iyi bi dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi birisi olursanız sorun kendiliğinden çözülecek aslında.Duy sende Azınlığın refah isteğini.Çoğunluğun sefaletinden çok.Evet çoklar ama haklı değiller!!
Güneş’i ellerinde yoğur,gökyüzünden seslen.Haklı haksız durumu değil bu.Garip bir dünya. Ben haksızım, hata yaptım diyen; öleyim o zaman diyor. Haklıyım, doğruyum diyen; ben herkese hükmedebilirim yolunda.Sen sadece kendi yolunda ol.Ruhunu izle o yolu biliyor.
Başkasının istediğini istemek, senin isteğin anlamına gelmiyor. Başkası da başkasının kopyası. En yıpranmamış kopyayı arıyorsunuz sadece.Ve o kadar dolusun ki artık güzel bir şeylere yer kalmamış.Hiçbir şey yapmamaya duyulan öfke, bir şeyler yapmaya çalışmaya beslenen kin, bir şeyleri yapmış olandan edilen nefret.Yapabileceğini bilmek,emin olmak fakat bunu yapmamak.Bilmenin verdiği tatminiyet duygusu,yapmayacak olmanın verdiği rahatlık.Peki ya sonra?

Sevin,insan insana sevmeyi unutturdu.İnsan sevdiğine sinirlenirmiş, küfredermiş, hatta onunla kavga edermiş. Nasıl yani? Hasta ruhlarına ne güzel kılıf bulmuşlar.Zor olanı değil kolay olanı yap.İyilik gibi...

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Hayır

Kaç sineklerden senin görevin sineklik olmak değil. Neden kendimizi birilerine pas pas ediyoruz? Nedir derdimiz? Hayır demek bazılarımız için ne kadar da zor. Hayır dediğimizde karşımızdakini küstüreceğimizi, üzeceğimizi düşünüp, hemen geri adım atıyoruz. Sonrasında da her istemediğimiz evet in karşılığı bizim agresyonlarımız, bunalımlarımız veya hezeyanlarımızla sonuçlanıyor. Bile bile lades diyoruz. Omzumuza haddinden fazla yükler alıp, taşıyamayıp çöküyoruz. Hayır demek bir sanattır. Kendi sınır ve çizgilerinizi belirlemektir. Her hayır demenin sonucu karşı taraf için sükutu hayal olmayabilir. Bir de şu gözle bakın siz evet dediğiniz herşey için karşı tarafı sırtlanıp, onun gelişimini de engelliyorsunuz. Aslında taşıyamadığınız o yük her iki tarafa da zarar veriyor. Tek taraflı fedakarlık olmaz. Kendi sınırlarınız olmak zorunda. Aile içinde de dostluklarımızda da her şey paylaşım yasasına göre hareket etmek zorundadır. Tek taraflı ilişkilerin hepsinde o lastik bir gün patlar. Hem de o kadar gürültülü patlar  ki bugüne kadar vermekten korktuğunuz tüm zararları verir. Yaşamın her alanında sınırlar ve çizgiler olmalıdır. Kendi özel zamanlarınız mutlaka sizin keyfinize göre şekillenmelidir. Kendi öz disiplininizi bularak, gereksiz yüklerden kurtulmalısınız. Yeri geldiğinde red etmeyi, hayır demeyi bilmek zorundasınız. 

Hayatınızda size verilen fazla bagajları atmadıkça istediğiniz kalitede yaşam sürmeniz olanaksızdır. Maddi veya manevi hayatınızda üzerinizde hissettiğiniz tüm yüklerin listesini yapın ve sonra da bunları azaltarak Yok etmenin ve kendi hayatınızın sınırlarını belirlemenin yollarını bulun. 

Kendi hobilerimiz, zaman sınırlarımız olmalıdır ki yaşamdan zevk alalım. Kendimizi, ruhumuzu beslemek için görevleri paylaşmak, zorunlulukları azaltmak ve fazla bagajlardan kurtulmak lazım. 

Hayır demek önemlidir. 
Hayır sözcüğünü çalışmak lazım. 

4 Ağustos 2017 Cuma

İçselleştir

Anıları ve geçmiştekileri suçlamak anlamsız. Değişen anılar değil, sensin; yargıların ve koşulların. Her an yaşandığı zamana bedeldir.Koşullar ne ise zorla ve güzel kullan.Düşün ve hayal et.Onu planla.Belki bi ihtimal deme.Hayatın bir ihtimal değil okuyucu.Hayatını ben ya da başkası yaşamıyor.Her kabın şeklini alan bir hayatın da olmasın.Her şeyi ihtimal olarak gördüğünüz için gerçeği yaşama şansınız kalmadı. Gördüklerinizle yetiniyorsunuz. İhtimallerin ihmalisiniz.Bişey yap!

İnanma ama inananı ara, sevme ama seveni ara, saygı duyma ama duyanı ara; hep bir şeyler ara, öyle arıyorsunuz ki kimse sizi bulamıyor.Aslında siz kendinizde bulamıyosunuz.Zaten kendinizde bulumadığınız herşeyi eleştirirsiniz.Eleştiri de değil bu yetersizliğini kamufle etme çabası.Eleştiriler bu toplumda hep bencildir.Bencilliği fedakarlığa taşımak için aracı olarak başkalarını kullanmak yerine, kendinize fedakarlık yapıp keşfetmeyi öğrenseniz?İçinizi keşfedin.Ruhunuz zaten yolu biliyor.İçselleştirin...

İçselleştirmeden dahil olduğunuz her şey, bir an bıkkınlık getirecek, zarar verecek veya siz ona vereceksiniz, sonra suçlu başkaları olacak.Herhangi bir şeyden yoksun olan değil mücadele etme gücünü yitirmiş insan yetersizdir.Ama mücadele etmek kelimesi bile bu toplumda bir bunalım sebebidir.Neden mi okuyucu? Çünkü o kadar çok insanla diyalog içindesiniz o kadar çok sevginizi etrafa yayıp hüsrana boğulmuşsunuz ki,artık en ufak şey size deprem etkisinde bunalım yaşatıyor.Ve belki de en doğru kişi için mücadele etmeniz gerekirken bi bunalım ile kendi hayatınıza kaybediş ekliyorsunuz.İşte bu tam da;Bilmek ama yargılamamak, alışmak ama üzerinde durmamak, üzülmek ama hüzne teslim olmamak.Bilmemek öyle bir şey ki şeffaf bir engel gibi yükselir insanın önünde, neye takılıp düştüğünü bile göremezsin.


Ve zaman....En değerli şey zaman, en değerli varlığımızı çalanlar zamanımızı çalanlar. Tekrar tekrar şans vermek yerine, yüzleşin ve kapatın o hesapları.Olmayacak kişilere çok vakit harcadınız.Evet birden hayatınızdan çıkarmak zor olur.Vicdan yaparsınız ama etraftakiler kadar yol kat edersiniz.Yanlış gördüğünüz herkesi çıkarın.Milyarlarca insan var.Takılı kalma.Yoksa ilerleyemezsin.Zamanın daralıyor!

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Korkma

Hayatımız hep kaçmak üzerine mi kurulu?

Her kararı alırken acaba birşeylerden mi kaçıyoruz? El atıp yapacağımız işlerin sonucunda zarar göreceğiz diye acaba o işten kaçıyor muyuz? Bir şeye uzanırken " bana zarar gelir mi? " diye korkarak mı hareket ediyoruz?

İnsanoğlu basit yaratıktır. Kendisine zarar geleceğini düşündüğü şeyleri yapmak istemez. Çoğu zaman uzanmaz, yeltenmez, yapmak için diretmez. Bazı zamanlar öyle keskin kararlar almamız gerekir ki sonucuna katlanmak çoğumuz için zor şeylerdir. Kimisi bunu kaldıramaz, intihara yeltenir, buhranlar geçirir, psikolojisi bozulur. Farklı sonuçlar doğar.

Hayatımızın her evresinde böyle şeyler yaşamışızdır. Kimisi yapmaktan çekinir sonrasında keşkeler yaşar. " Keşke o gün gitseydim" " Keşke ona öyle demeseydim " " Keşke gözlerine bakıp sevdiğimi söyleseydim"... Sebep ve sonuçları dizdiğimizde önümüze hep birşeyler gelecektir. Yapsak da istemediğimiz sonuçlar çıkabilecek, yapmasak da. Kimi zaman sonuçlarından korktuğumuz için uzak kalırız kararlardan. Karar vermekten. Dünya üzerinde bir yerlere gelebilmiş çoğu insan, mutluluğun formülünü çözmüş çoğu insan karar verirken tedirgin olmamış, keskin kararlarla yola çıkmıştır. Geri planda kalan, acıların hamallığını çekenlerin çoğunluğu ise korkaklığının, cesaretsizliğinin kurbanı olmuş, sürekli olarak bir yerlerde çekinerek yaşamıştır. Halâ birşeyleri yaparken tedirgin değil miyiz? Halâ kararlarımızda korkak davranmıyor muyuz? Hanginiz bir kıza tutulduğunda konuşmak için zorlanmadı? Hanginiz bir işe girmeden önce defalarca düşünmedi? Hanginiz karşısındaki şahısa ters cevap vermeden önce düşünmedi ki? Hepimizin hayatında bu tür evreler oldu. Olacaktır da. Sorgular, sualler, kararlar hayatımızın her evresinde önemli rol oynayacaktır. Ama kaçarak nereye varabileceğiz ki? Birşeylerden kaçarak, kararlar vermekten sorumluluk almaktan kaçarak nereye varabileceğiz ki?
Kim bir sorumluluğun altına girmeden başarılı olabilmiş bugüne kadar? Kim o an aklından geçenleri dile getirmediği için pişman olmamış?

Alacağımız kararlar, kaçacağımız sorumluluklar her zaman olacak. Önemli olan hangisinden kaçmamız hangisine uzanmamız gerektiğini iyi kestirebilmekte.

Sorumluluk almaktan kaçmayın.
Karar alırken çok uzun düşünmeyin. Sizin için doğru olduğunu düşündüğünüz ilk şeyi yapın.
Pişman olmaktan korkmayın. Pişman olmadan doğruyu bulamazsınız.
Gerçekleri görmekten korkmayın. Birisi sizi gerçeği gösterdiğinde ona saldırmayın.
Aklınızdan geçenleri söylemekten çekinmeyin. Kimse sizi doğrularınızı söylemediniz diye cezalandırmasın. Buna izin vermeyin.
Sorunları çözmek için birşeylerden kaçmayın. Sorunların üzerine gidin. Üzerine gitmediğiniz bütün sorunlar ve korkular ileride size ağır bir yük olarak geri gelecektir.
Ve birşeyler yapacaksanız üşenmeyin. O an yapın. İleride yapacak fırsatınız olmayabilir.

2 Nisan 2017 Pazar

Üretmek

Hayatınızda kendi kurallarınız geçmeyecekse,fikirlerinizin önemi olmayacaksa istediğiniz gibi yaşayamayacaksanız yaşamamın bir önemi yoktur.Bişeyler üretin,fikir sunun,hayal edin.Ama kendiniz için yapın önce.Kendin için bişeyler yapmak kadar güzel ne olabilir ki.En son ne zaman bir şeyi ilk kez yaptın.Monoton hayatınız bile artık monotonlaştı.Hep aynı şeyleri yapıyorsunuz farkında mısınız?

İçimi de dışımı da sıkan bu saçma düzen keyfimin asabını bozuyor günaydın denilmeye değer bir gün kalmamış.Günaydın diye her yeni sabaha uyanıyoruz ama hayatımız hep aynı.Belki de her sabah aynı kelimeyi söylemekle başlıyor bu döngü.Günaydın yerine başka bi kelimeyle başlasak her sabah belki farklı olur.Ama şu kesin ki her sabahın enerjisi farklı olur kelimenin güzelliğine göre.
Her yeni sabah ömürden giden yeni bir gün.Yaş almaktan değil yaşamadan yaş almaktan korkuyorum.Tam değilim sanki.Eksikliğini hissettiğim bir şeyler var.Zaman nefes almakla geçen günler değil ki.Kesinlikle bi yerlerde hoşuma giden bişeyler oluyor.Ama orda değilim.

Hayat üç bölümden oluşur insanlar için; Dünyayı değiştireceğini sananlar,dünyanın değişmeyeceğini anlayanlar ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olan insanlar.Benim merak ettiğim sen hangisisin?Dünyanın değişmeyeceğini anlayan insanlar her günü aynı olan insanlardır.Ki dünya seni değiştirdi ise zaten hayatın hep bişeylere bağımlıdır.Başkalarına göre hayatın şekillenir.Lakin dünyayı değiştirebileceğine inanıyosan.Sen güçlüsündür yada bir yerlerde saklıdır o güç.Üretirsin,çabalarsın,uğraşırsın,kendine bişeyler katarsın.Bunları yaparkende zevk alırsın.Hayat eğlenceli olur.İşte o zaman o saklı olan gücün belirir.Güçlü olmak ile güçlü olmak zorunda arasındaki incede olmazsınız.Diğerleri hep o incededir.Ve o insanlardan uzak durun.Yaptığınız onca güzellik bir yanlışla silinir gider yoksa.O yanlış insanlar daima doğru dersi öğrettiklerini sanarlar.

1 Nisan 2017 Cumartesi

Yalnızlık

Yalnızlıktan korkmayın.Bu kadar başkasının sevgisine aşkına muhtaç olmayın.Önce kendinize değer verin ki karşıdaki insana değer vermeyi bilin.Önce kendinizi sevin ki karşıdaki insanı sevmeyi bilin.Önce kendinizi mutlu edin ki başkalarıyla da mutlu olmayı başarabilin.

Neden hep birisine bağlı yaşıyor ve onu hayatınızın orta noktası yapıyosunuz? Ve işin garip tarafı hayatınızın ortasına koyduğunuz kişiyi kıskançlıklarla boğup tüketmeniz niye? Çünkü yalnız kalıp önce kendinizi yetiştirmediniz.Öğrenmediniz.Farkında mısınız şundan? ''Büyüdüm,öğrendim olgunlaştım,biz gördük biz yaşadık sen yapma,böyle böyle karakter kazandım'' gibi lafları çok duymuşuzdur.İşte o insanlar bunları acı,yalan,kazık,hatalar ile öğrendiler.Neden bi kere de güzel şeyler yapıp mutlu olarak bişeyler öğrenip büyümedik hiç.Çünkü kendine bişey katmadın.Hep başkalarına bağımlı yaşadın.O aşık oldugun kişinin ağzına baktın hep.Kızacak mı trip mi atacak tartışcak mıyız diye diye geçti ilişkileriniz.Olmuyorsa kal be yalnız.Ama yalnız kalacak göt yok di mi sizde?

Gideceğim bi zaman sonra buralardan.Bi dağ yada göl evine.Yanımda yol arkadaşımla.Daha güzel yaşamak ve daha çok hissetmek için.Doğru olanı yapma için.Karşımdakine değer verdiğim için.Düşün...Doğadasın.Telefon yok internet yok başka bir insan yok.Sadece seviğin ve sen varsın.Sadece birbirinize odaklısınız.Kıskanacağın kimse yok ondan.Kızacağın hiç bişey yok.Tüm saniyelerin ile onunlasın.Daha çok hissedip varlığına hep şükredeceksin.Biribirinize karşı sorumluluklarınızı bileceksiniz.Bir şeye karışacak konu olmayacak ortada.Hani bi de derler ya kavgalar ilişkinin tuzu biberidir diye.Böyle düşünen insana rahatlık batıyor ben mutluluğu hak etmiyorum diyor adeta.Kaç kere geleceksin bu dünyaya.Şu saati daha ne kadar yaşayacaksın.Öleceksin ölecek.Bırak sevdiğini kısıtlamayı da ona destek ol.Herşeyine destek ol.Gurur duy onunla.Yapamıyorsan da yalnız kalmayı bileceksin.Yalnız hayatını da kaliteli yaşayacaksın.İmkanınız varsa küçük bi hayat kurarak.Zavallı değil...

28 Şubat 2017 Salı

Seçim

Hayat seçim ve seçilimlerden ibarettir, seçilim sizin elinizde değildir, kişinin bu durumu Tanrıya bağlaması doğaldır, ancak seçim sizdedir! o yüzden seçimlerinizde titiz davranmalısınız, çünkü seçimleriniz geleceğinizi tayin edecektir, yaşam uzun soluklu bir film ve bu filmin yönetmenide sizsiniz, senaristide, kameramanıda oyuncusuda… O yüzden basite kaçmayın, hayatınız gişe olup sizi herkes alkışlayabilir ama içinizdeki yalnızlık ve başarısızlık duygusu sizi ömrünüz boyunca takip edecektir, çünkü her gişe film kaliteli film değildir her hit şarkı, best seller kitap başarılı değildir, gündemde pohpohlanan her siyasetçi, aktör veya aktris başarılı olmak zorunda değildir, neden öyle değildir? Çünkü; hayat politik davranmayı gerektirir, dürüstlük yalnızca medyatik bir olgu, insanlık tarihi boyunca bu böyle süregelmiştir ne yazık… İdeal dünyada yani hükümlerin politize edilmediği bir dünyada gişe film kaliteli filme eşittir ancak bu kirlenmiş ideolojik dünyada “popüler olma çabası” takdir edilsede “yanlıştır”, eylemlerinizi toplumun beğeni ölçütüne göre değil içinizdeki çocuğun size gülümsemesiyle yakalayacağınız ruhani enerjiye adayın, işte ozaman gerçek erdemi yakalamış olursunuz… Bunları somutlaştırmak adına birkaç örnek vermek istiyorum, Karayip Korsanları filmi gişe rekorları kırmıştır herkes tarafından beğenilmiştir tüm bu olumlu yaklaşımlar bu filmi gerçekten iyi yapmışmıdır? Mesele burda derinleşiyor, “iyi” göreceli bir olgudur başarı öyle değildir, bir kimse veya şey için “iyi” derken bir orjin noktanız olmalıdır yani başlangıç noktası ondan sonra o orjin noktasından buraya kadar iyi dersiniz ve miktar subjektif bir gerçeklik kazanır, Günümüz insanlarının herşeyi kolay beğenmesi artık bir gelenekken siz tercihlerinizi herkesin o “basit iyi” ölçütüne göremi yoksa sizin görüş ve tercih standartlarınızın gerektirdiği “iyiye” göre mi yapacaksınız? seçim sizin…

Nefes

Nefes almak nedir? Bir nefes almaya ihtiyacım var ne demektir? Ne zaman nefes aldığının farkına vardın? Yoksa sadece hayat göngüsü bir refle...