İnsanın kendisine duyduğu saygı arttıkça kendisine yapılan
saygısızlığa tahammülü o oranda azalıyor.Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim
dünyaya ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gideceğim..Yaşanılananlar,
görülenler ve ögrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için
büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi
olmaktı.İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için
gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
Hayatın peşine düş yarın değil bugün! Seni senden başka
özgürleştirecek kimse yok..Hani yıldızlar yanıp sönerken,hani bir yıldız kayar
da insan,hani bir telaş duyar ya birden, işte öyle birşey..Gökyüzü gibi bişey
bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor..
Gençliğimin en güzel parçasındayım. Ne büyüyebildim, ne
çocuk kalabildim. Sürekli hayatın dönüm noktalarındayım düz yola girmişliğim
henüz görülmedi. Herşeyden hem hiçim, hem de çok..Sabrın,sevginin,aşkın ya
hepsi oldum ya hiçbiri, hiç birşeyin ortasını bulamadığım gibi ne kenarını
tutabildim ne köşesini.Ne hesaplar yaptım, ne planlı yaşadım,ben hep
hissettim,sadece hissettim. Duyguların rengini görür, tadını alırım. Akla kör,
mantığa yabancıyım.
Dünyayı içten içe, içi geçmiş bir elma gibi çürüten şey
içine sevgi düşmemiş insanların varlığı.Tüm hastalıklara çare bulmuşken sevmeyi
bilmeyen insana karşı çaresiziz,yeryüzünün son şansı sevmekten geçecek
bahsettiğim sevmek kendini sevmek, evreni sevmek, yaşamı sevmek,öldürmeden
yaşatmayı sevmek..
Şairin dediği gibi bir mısra daha yazsak herşey düzelecek
gibi..Süslenmemiş saf ve karşılıksız iyilik farkedilememezlikle
lanetlenmiştir.Farkedilmeye de ihtiyacı yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder