İçimdeki kuşlara kanat oluyor,hepsi bir anda uçmaya
başlıyor.Solan çiçekler bile açıyor.Gökyüzünden mavi, bulutlardan beyaz,
yıldızlardan ışıltılı. Berrak, sade, gerçek ve nefes.Diye düşünürsünüz,hiç
bitmeyecek gibi bütün güveninizi sevginizini onda sığdırırsınız.Ve bir gün
bittiğinde daha kimseyi böylesine sevemeyeceğinizi,böylesine
bağlanamayacağınızı sanarsınız...Daha ben kimseye güvenemem,daha kimseye aşık
olamam,daha kimse için uğraşmam.... Dersiniz ve bütün kapılara,yeni umutlara
kapatırsınız kendinizi.
Peki farkında mısın? Sahici olan şey hayatın ve onun sadece
tek seferlik oluşu.Dünyaya bir kere geliyorken kendini böylesine
cezalandırmanın anlamı ne? Aslında sende biliyorsun.Belki bir kaç ay belki bir
kaç yıl sonra bu düşüncelerine gülüp utanacağını ve pişman olacağını.Geriye
dönüp çok fazla vakit kaybettiğini göreceksin.Olmayacak şeylere gerekmeyen
değer vererek.O geçen bütün zamanlarda ya seni dünyanın en mutlu insanı yapacak
kişiyi de kaybettiysen.Ya da dostluğu...
Hani derler ya bu insanların birbirleri ile derdi ne.Neden
herkes birbirinin hayatına karışır,karışmakla kalmaz mahveder.Kimse kimseyi
olduğu gibi kabul etmez bir şekilde müdahale etme gereksinimi hisseder ve bu
iğrenç bir şey.Dur ve düşün.Aslında onlardan önce sen kendine bunu
yapıyorsun.Herkes gibi.Aldın bir insanı hayatının orta noktası yaptın ve
aslında hiç orda olmayan birisi ile yıllardır kendini yaşayamadın.
Kapıyı aç bulutlar girsin. Gülmeyi bilen çocuklar geldi.Ama
sen onları kovdun.Kovma.Tükenme!
İnsanlara daha iyi bi dünya bırakmak yerine, dünyaya daha
iyi birisi olursanız sorun kendiliğinden çözülecek aslında.Duy sende Azınlığın
refah isteğini.Çoğunluğun sefaletinden çok.Evet çoklar ama haklı değiller!!
Güneş’i ellerinde yoğur,gökyüzünden seslen.Haklı haksız
durumu değil bu.Garip bir dünya. Ben haksızım, hata yaptım diyen; öleyim o
zaman diyor. Haklıyım, doğruyum diyen; ben herkese hükmedebilirim yolunda.Sen
sadece kendi yolunda ol.Ruhunu izle o yolu biliyor.
Başkasının istediğini istemek, senin isteğin anlamına
gelmiyor. Başkası da başkasının kopyası. En yıpranmamış kopyayı arıyorsunuz
sadece.Ve o kadar dolusun ki artık güzel bir şeylere yer kalmamış.Hiçbir şey
yapmamaya duyulan öfke, bir şeyler yapmaya çalışmaya beslenen kin, bir şeyleri
yapmış olandan edilen nefret.Yapabileceğini bilmek,emin olmak fakat bunu
yapmamak.Bilmenin verdiği tatminiyet duygusu,yapmayacak olmanın verdiği
rahatlık.Peki ya sonra?
Sevin,insan insana sevmeyi unutturdu.İnsan sevdiğine
sinirlenirmiş, küfredermiş, hatta onunla kavga edermiş. Nasıl yani? Hasta
ruhlarına ne güzel kılıf bulmuşlar.Zor olanı değil kolay olanı yap.İyilik
gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder